N.U. adlı çalışanın vefatının ardından ailesi, işçilik alacaklarının tahsili için İş Mahkemesi'ne başvurdu. Davada, N.U.'nun aylık net ücretinin 15 bin TL olduğu ancak iş yerinde maaşın bir kısmının elden ödenmesi nedeniyle Sosyal Güvenlik Kurumu'na bildirilen kazancın daha düşük kaldığı ifade edildi.
Aile, yoğun iş temposu nedeniyle N.U.'nun yıllık izinlerinin büyük bir bölümünü kullanamadığını savunarak kıdem tazminatı, asgari geçim indirimi ve yıllık izin ücretlerinin işverenden tahsil edilmesini talep etti. Davalı işveren ise N.U.'nun emekli olduktan sonra da şirkete danışmanlık yaptığını belirtti. İşveren, çalışanın ikinci dönemde rahatsızlandığını ve bu süreçte yıllık izinlerini kullandığını öne sürdü.
İş Mahkemesi, iş sözleşmesinin ölüm nedeniyle sona erdiğini ve daha önce kıdem tazminatı ödendiğinin kanıtlanamadığını belirterek ailenin talebini kabul etti. İşverenin yıllık izinlerin kullanıldığını veya iş sözleşmesinin sona ermesinin ardından izin ücretlerinin ödendiğini ispatlayamaması sebebiyle yıllık izin ücreti talebi de uygun bulundu. İşverenin itirazları Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedilince dosya Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'ne taşındı.
YARGITAY'DAN ÜÇTE BİR İZİN HESABI
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 33 yıllık çalışma süresince hiç izin kullanılmadığı kabulüyle yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu vurguladı. Kararda, dava dilekçesinde N.U.'nun yıllık izinlerinin tamamını değil büyük bir bölümünü kullanmadığı ifade edildi. 6100 sayılı Kanun'un 25. maddesine atıfta bulunarak, hâkimin kanunda öngörülen istisnalar dışında tarafların ileri sürdüğü vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağını belirtti.
N.U.'nun şirkette muhasebe ve mali işler müdürü olarak görev yapması, yıllık izinlere ilişkin kayıt ve belgeleri düzenleme yetkisini de beraberinde getirdi.
GERÇEK ÜCRETİN YENİDEN BELİRLENMESİ İSTENDİ
Yargıtay, yıllık izin hakkının üçte birinin kullanılmış kabul edilmesi gerektiğine ve kalan izin ücretinin buna göre hesaplanması gerektiğine hükmetti. İlk derece mahkemesinin vakıalarla bağlılık kuralına aykırı karar verdiği ifade edilerek hükmün bozulması gerektiği kaydedildi. Ayrıca, çalışanın gerçek ücretinin tespiti konusunda eksik inceleme yapıldığına dikkat çekildi.
Yargıtay, banka kayıtları, bordrolar, tanık beyanları ve ücret araştırması sonuçlarının dosyanın yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Eksik incelemeyle karar verilmesinin bozma nedeni olduğu vurgulandı.