Sonbahar yağmurlarının ardından, sepetlerini alan doğaseverler Belgrad Ormanı'nın derinliklerine doğru harekete geçti. Her yaştan kişinin katıldığı bu macera, ağaç diplerinde ve nemli toprakta gizli kalmış mantarları keşfetmek için bir araya gelmelerine vesile oldu. Orman, kalabalık şehir yaşamından uzaklaşmak isteyenlerin tercih ettiği huzurlu bir alan haline dönüşüyor.
Doğaseverler, ağaçların etrafında dolaşırken, yaprakların altını ve ağaçların dibini dikkatle inceliyor. Buldukları her yeni mantar türü, diğer katılımcılara da ilham vererek onları aynı noktaya çekiyor. Mantar arayışı, sadece sepetlerini doldurma amacının ötesine geçiyor ve doğayı daha iyi tanıma macerasına dönüşüyor.
Ormanın derinliklerinde, günlük hayatta sıkça rastlanmayan, pazar ve manav tezgahlarında neredeyse hiç görülmeyen değişik mantar türleri ortaya çıkıyor. Bazı mantarlar rengarenk ve ilginç şekilleriyle hemen dikkat çekiyor. Diğerleri ise yaprakların arasında kaybolmuş bir halde bulunduğunda fark edilebiliyor.
Topladıkları mantarları uzmanlara gösteren doğaseverler, bu türlerin nerelerde yetiştiği ve hangi özelliklere sahip oldukları hakkında bilgi alıyor. Ormanın sunduğu çeşitlilik, her karşılaşmanın yeni bir keşif olmasını sağlıyor. Mantar arayışının temel amaçlarından biri de doğada var olan türlerin özelliklerini öğrenmek olarak öne çıkıyor.
Özellikle dikkat çeken mantar türlerinden biri olan "Amanita caesarea", halk arasında "yumurta", "padişah", "imparator" veya "Sezar mantarı" olarak anılıyor. Bu mantar, adını Roma İmparatoru Sezar'dan alırken, Antik Roma'da oldukça değerli bir tür olarak kabul ediliyordu. Sezar mantarına ait geçmiş hikayeler, onun sadece lezzetiyle değil, tarihi önemiyle de dikkat çektiğini ortaya koyuyor.
Belgrad Ormanı'ndaki doğaseverler için, bu tür mantarları kendi doğal ortamlarında görmek büyük bir heyecan kaynağı oluşturuyor. Ayrıca, mantarların alışılmış tezgahlarda görmeye alışkın olmadıkları türlerini bulmak, hem keşif hem de yeni bilgiler edinme açısından değerli bir fırsat sunuyor. Ancak, mantarların sadece renkli ve ilgi çekici görünmeleri, onların yenilebilir olduğunu göstermez.
Doğada mantar toplamak, dikkat ve uzmanlık gerektiren bir süreçtir. Birbirine benzeyen türler, yanlış seçimler yapılmasına yol açabilir. Bu nedenle mantar türlerini doğru şekilde tanımak, bu keşiflerin en kritik aşamalarından biri olarak vurgulanıyor.
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa (İÜC) Ormancılık Meslek Yüksekokulu Ormancılık Bölümü Avcılık ve Yaban Hayatı Programı Başkanı, bu konuda daha fazla bilgi sağlayan uzmanlardan biridir. Gör. Dr. Ergün Bacak'ın düzenlediği eğitimler, doğa tutkunlarının ormana girmeden önce mantarlar ve doğa koşulları hakkında bilgi edinmelerini sağlıyor. Eğitim sürecinin ardından belirlenen rotalarda mantar arayışına geçen katılımcılar, yürüyüş sırasında karşılaştıkları örnekleri topluyor.
Mantar avının tamamlanmasının ardından, başlangıç noktasında bir araya gelen grup üyelerinin sepetlerindeki mantarlar tek tek gözden geçiriliyor.
SONBAHAR YAĞMURLARI İLGİYİ ARTTIRIYOR
İÜC Ormancılık Meslek Yüksekokulu'nda görevli Öğr. Gör. Dr. Ergün Bacak, sonbahar yağmurlarının insanların doğada vakit geçirmeye ve mantar toplamaya olan ilgisini artırdığını belirtti. Türkiye’de mantar tüketiminin yaygın olduğunu ifade eden Bacak, farklı lezzetleri ve aromalarıyla dikkat çeken mantarların tercih edilmesinin nedenlerini açıkladı. Bacak, "İnsanlar mantar toplamayı oldukça seviyor.
Ülkemizde çeşitli mantar türleri tüketiliyor. Mantarlar, lezzetleri ve farklı aromalarıyla öne çıkıyor ve tek başına gıda olarak tüketilebiliyor. Ancak, bilinçsiz bir şekilde zehirli mantarların da tüketilmesi söz konusu olabiliyor.
Bu durum uzun vadede zehirlenmelere yol açabilir," dedi. Bacak, kısa vadede yaşanan zehirlenme vakalarının medyada yer aldığını, ancak uzun vadede böbrek ve karaciğer yetmezliğinden kaynaklanan ölümlerin genellikle fark edilmediğini kaydetti. Eğitimlerin temel amacının insan sağlığını korumak olduğunu vurgulayan Bacak, tüm mantar türlerini tür düzeyinde tanıttıklarını ifade etti.
ZEHİRLİ TÜRLERİN TANITIMI YAPILIYOR
Bacak, özellikle zehirli mantar türleri üzerine yoğunlaştıklarını ifade ederek, "Ormanda belirlediğimiz rotalarda mantarların yoğun olduğu alanlarda toplanıyoruz. Herkes mantarları topladıktan sonra tekrar buluştuğumuz noktada, topladıkları mantarları tek tek açıklıyorum. Zehirli olanlar, ekonomik değeri bulunmayanlar ve mutfakta kullanılamayacak olanları ayırıyorum.
Ayrıca, mantarların nasıl pişirilmesi gerektiği hakkında bilgiler veriyorum. Bu şekilde katılımcılar, mantar toplama sürecinden ayrılmış oluyorlar," şeklinde konuştu. Öğr. Gör. Dr. Ergün Bacak, mantarların ortaya çıkma zamanının yağışlarla ilişkili olduğunu, ilk sonbahar yağmurlarından sonra uygun koşullar oluştuğunda mantarların 1 hafta ila 10 gün içinde görünmeye başlayabileceğini aktardı.
Her yıl aynı bölgelerde mantarların yetiştiğini belirten Bacak, türlerin hangi ağaçların altında ve hangi zeminlerde yetiştiğine göre farklılık gösterdiğini ifade etti. Mantar avına çıkanların zamanla ormanları ve mantarların yetiştiği alanları tanımasının önemine değinen Bacak, "Hem Türkiye'de hem de Avrupa'da mantar yeri sormak etik değildir. Her yıl aynı lokasyonlarda mantarlar çıkar.
Orman keşfi yaptıktan sonra gelecek yıllarda aynı alanlara geri dönebilirsiniz," dedi. Bacak, mantarların yetiştikleri ortamların çeşitlilik gösterdiğine dikkat çekerek, "Bazı mantarlar kayın ağaçlarının dibinde, bazıları meşe ağaçlarının altında, bazıları ise çam ağaçlarının diplerinde bulunur. Ayrıca, bazı mantarlar çayırlarda, bazıları da ağaçların üzerinde yetişir," diye ekledi.
Hedef mantar türüne veya toplanacak mantar çeşitlerine göre, gidilecek ormanların seçiminde farklılıklar söz konusu olmaktadır. Eğer Sezar mantarı toplamak arzunuz varsa, sonbaharın ilk yağmurlarının ardından uygun zaman dilimini değerlendirmeniz gerekiyor. Bolet mantarı, yani porçini arıyorsanız, benzer bir yaklaşım geçerlidir.
Öte yandan, eğer cücü mantarı, sığır dili ya da kanlıca toplamak istiyorsanız, İstanbul için belirttiğimizde, çam ağaçlarının bulunduğu ormanlara yönelmeniz ve sonbaharın ilerleyen dönemlerini beklemeniz gerektiğini ifade edebiliriz. Mantarların, ağaçlar ve toprak ile olan ilişkisini derinlemesine bilmek de büyük önem taşıyor.
İSTANBUL ORMANLARINDA ÇOK LEZZETLİ BİR TÜR YETİŞİYOR
Öğr. Gör. Dr. Ergün Bacak, İstanbul'daki ormanlarda oldukça lezzetli olan "Amanita caesarea" türünün bulunduğunu aktardı. Bu mantara "yumurta mantarı", "padişah mantarı" ve "imparator mantarı" gibi isimlerin verildiğini belirten Bacak, "Bu mantarın Latince adı Caesarea olup, Roma İmparatoru Sezar'a atıfta bulunmaktadır.
Eski Roma döneminde bu mantarın halk tarafından tüketilmesi yasaklanmış, sadece imparatorluk mutfağında yer almasına izin verilmiştir. Bu mantarı tüketmek için özel yemek takımları ve aletler hazırlanmıştır" ifadelerini kullandı. Bacak, zehirli mantar türleri hakkında bilgi vererek, "Bir tür son derece lezzetli, diğeriyse oldukça tehlikeli.
Bu köygöçüren mantarı, Amanita phalloides" dedi. Bunun içinde bulunan amatoksinlerin ciddi zehirlenmelere yol açabileceğine dikkat çeken Bacak, belirtilerin gecikmeli olarak ortaya çıkabileceği konusunda uyarıda bulundu. Bacak, "İlk etkiler genellikle 6 ila 12 saat içerisinde kendini gösteriyor.
Bu ilk belirtiler sonrasında, ne yazık ki karaciğer üzerindeki zarara kadar ilerleyebiliyor. Bu mantarın iyi bilinmesi şart" diyerek uyarıda bulundu.
MANTARLARI AYIRT ETMENİN KOLAY BİR YOLU VAR
Bacak, mantarların renklerine göre "yenilebilir" veya "zehirli" olarak sınıflandırılmasının yanıltıcı olabileceğini vurguladı. Doğru tür tanımlamanın önemini gözler önüne seren Bacak, bazen "Renkli mantarlar yenilmez" ifadesinin kullanıldığını aktararak, "Sezar mantarı çok daha renkli bir örnek. Bu yüzden mantarları ayırt etmenin basit bir yöntemi bulunmuyor.
Mantarları doğru bir şekilde ayırt etmenin en etkili yolu, bu konuda uzman kişilerle mantar turlarına ve eğitimlere katılmaktır. Sosyal medya üzerinde, her yerde mantar eğitmenleri ortaya çıktı. Bu durum, yakın zamanda toplu zehirlenmelere yol açabilecek bir tehlike arz ediyor" şeklinde açıklamalarda bulundu.
Bacak, mantarların birbirine benzerliğinden doğan zorluklarla birlikte, yalnızca görünüşe dayanarak tür belirlemenin riskli olduğunu vurguladı ve mantar toplamayı düşünenlere öncelikle uzmanlardan eğitim almalarını önerdi. Bacak, son üç gün içinde zehirlenme belirtileri gösteren iki kişinin mantarlarının kendisine gönderildiğini belirterek, "İkisi de entübe edilen hastalar. Gönderilen mantarlar zehirli ve hastane tedavisi gerektirecek türde.
Öldürücü değiller fakat hastanelik edecek düzeydeler. Mantar aslında ülkemizde bir Rus ruleti gibi" dedi. Bir mantarın güvenliğini tam olarak bilmek, hayatı tehlikeye atmamayı sağlıyor.
Bir kişi, bir süre sonra yanlış bir seçim sonucu hayatını kaybedebiliyor. Bu nedenle, mantarların kesinlikle tanınması gerektiği vurgulanıyor. Aile büyüklerinden duyulan bilgilerle hareket etmek, risk oluşturabilir.
KÖYLÜ HER ZAMAN DOĞRU MANTARI YEMİYOR
Köylüler genellikle doğru mantarı seçseler de, bu her zaman geçerli olmayabilir. Mantarların güvenliğinin sağlanması için, pazarlarda yalnızca zabıta değil, aynı zamanda ziraat mühendisleri, biyologlar, mantar uzmanları ve mikologlar tarafından denetim yapılması gerektiği ifade ediliyor.