Belediye başkanları, belediye başkan yardımcıları, özel kalem müdürleri, belediye başkanlarının yakın çalışma ekipleri ve korumaları, siyasi partilerin ilçe başkanları…
Bu isimler ne kadar maaş alıyor? Resmî gelirleri ne kadar? Göreve gelmeden önce hangi işleri yapıyorlardı? Nerelerde oturuyorlardı? Banka hesaplarında, üzerlerine kayıtlı taşınmazlarda ne kadar birikimleri vardı?
Ve en önemlisi…
Bugün nasıl bir hayat yaşıyorlar?
Kamuoyunda, bazı yerel yöneticilerin ve siyasi çevrelerin yaşadığı lüks hayat uzun zamandır tartışılıyor.
Villalar, lüks sitelerdeki daireler, pahalı otomobiller, yüksek ücretli özel okullar, kolejler ve özel anaokulları…
Elbette herkesin iyi şartlarda yaşama hakkı vardır. Bir kişinin villada oturması, lüks otomobile binmesi veya çocuğunu pahalı bir koleje göndermesi ilk bakışta normal hayatlarmış gibi gözükebilir.
Ancak ortada cevaplanması gereken çok önemli bir soru var:
Bu hayatın finansmanı hangi gelirle sağlanıyor?
Belediyelere yönelik soruşturma ve operasyonlar sırasında kamuoyuna yansıyan bazı konut görüntüleri, parti farketmeksizin bazı il ve ilçe başkanlarının renkli hayatları, siyaset ve kamu görevi çevresindeki kişilerin yaşam standartlarıı açıklama gerektiriyor.
Asıl mesela bu yaşantıların hangi yasal gelirlerle karşılandığının somut belgelerle ortaya konulmasıdır.
Bir özel kalemin çocukları en pahalı kolejlerde okuyorsa, iflas ettikten sonra siyasete giren bir ilçe başkanı en lüks villalarda yaşıyor korumalarla gezip herhangi bir ticari faaliyeti bilinmiyorsa, belediye başkanının yanındaki şöförü veya yardımcısı franchise zincirlerine sahip ise akıllara tek bir soru geliyor;
BU DEĞİRMENİN SUYU NEREDEN GELİYOR?
Şimdi sormak istiyorum:
İlgili kişiler belediyede göreve başlamadan veya ilçe başkanı olmadan önce hangi meslekleri yapıyorlardı?
Aylık kazançları ne kadardı?
Kirada mı oturuyorlardı, kendi evleri varmıydı?
Üzerlerine kayıtlı kaç taşınmazları bulunuyordu?
Göreve geldikten sonra mal varlıklarında nasıl değişimler yaşandı?
Eşlerinin ve çocuklarının adına kayıtlı varlıklarda dikkat çekici bir artış oldu mu?
Bugünkü yaşam standartları, geçmişteki birikimleri ve belgelenebilir gelirleriyle açıklanabiliyor mu?
Bu sorular yalnızca belediye başkanlarına değil; başkan yardımcılarına, özel kalem müdürlerine, kamu kaynakları üzerinde yetki kullanan görevlilere, siyasi partilerin il ve ilçe yöneticilerine de yöneltilmelidir.
Çünkü mesele maaş meselesi değil,siyasi ve idari gücün kişisel zenginleşme aracına dönüşüp dönüşmediğidir.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA AÇIK ÇAĞRI
İçişleri Bakanlığı, yetkisi dahilindeki belediye yöneticileri ve kamu görevlileri hakkında mal varlığı, gelir ve yaşam standardı arasındaki olası uyumsuzlukları etkin biçimde denetlemelidir.
Gerektiğinde ilgili denetim birimleri, mali kurumlar ve adli makamlarla koordinasyon sağlanmalıdır.
Bu incelemelerde yalnızca bugün sahip olunan mal varlıkları değil, göreve başlanılan tarihteki ekonomik durum da esas alınmalıdır.
Denetimlerin sonuçları, kişisel verilerin korunması ve soruşturmaların gizliliği gözetilerek, hukuken mümkün olduğu ölçüde kamuoyuyla paylaşılmalıdır.
Siyasi parti ilçe başkanları ve kamu görevlisi olmayan diğer kişiler bakımından ise ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili mali ve adli makamlar gerekli incelemeleri yaptıktan sonra dikkat çekici artışı olan kişileri kamuoyu ile paylaşmaşıdır.
Bu denetimlerin siyasi parti ayrımı gözetmeksizin yapılması şarttır.
AK Parti, CHP, MHP, YENİ Parti veya başka bir siyasi parti…
Kim olursa olsun!
Kamu gücünü kullanan ya da kamu kaynakları üzerinde karar verme yetkisine sahip olan herkes hesap verebilmelidir.
Dürüstçe çalışarak servet edinmiş olanların da şeffaflıktan çekinmesi için bir sebep yoktur.
BU YAZI BİR BAŞLANGIÇ!
Bu konuyu tek bir köşe yazısıyla kapatmayı düşünmüyorum.
Önümüzdeki süreçte, kamu yararı taşıyan ve doğrulanabilir bilgi ve belgelere dayanan somut örneklerle bu konuyu köşemde işlemeye devam edeceğim.
Kimler göreve gelmeden önce ne iş yapıyordu?
Hangi ekonomik şartlarda yaşıyordu?
Bugün hangi mal varlıklarına sahipler?
Bu değişimin açıklanabilir ve belgelenebilir bir kaynağı var mı?
Bütün bu soruların cevaplarını araştıracak, ulaştığımız doğrulanmış bilgileri ve ilgili kişilerin açıklamalarını kamuoyuyla paylaşacağız.
Amacımız kimseyi peşinen suçlamak değil; kamu yönetiminde şeffaflık ve hesap verebilirlik talep etmektir.
ÇÜNKÜ SİYASET ZENGİNLEŞME KAPISI DEĞİL, MİLLETE HİZMET MAKAMIDIR.
Ve unutulmamalıdır: Kamu göreviyle gelen yetki, kişisel servetin kaynağı değil, milletin emanetidir.
Şimdi soruyorum: Dün sahip olmadığınız, bugün sahip olduğunuz bu servetin kaynağı nedir?