Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) Hukuk Birimi, gazeteci Yıldız Tar'ın 2025 yılında yaklaşık 100 gün tutuklu kalmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvuruda bulundu. Başvuruda, Tar'ın tutuklanması ve tutukluluğunun devamına karar verilmesi ile birlikte evinde yapılan arama, dijital materyallerine el konulması ve gazetecilik faaliyetlerinin soruşturma konusu yapılması nedeniyle hak ihlalleri yaşandığı ileri sürüldü.
TUTUKLULUK SÜRECİ
MLSA, başvuruda söz konusu uygulamaların Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) kişi özgürlüğü ve güvenliği, özel hayata saygı, ifade ve basın özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen maddelerine aykırı olduğunu savundu. Tar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 17 Şubat 2025 tarihinde “örgüt üyeliği” iddiasıyla soruşturma başlatıldı.
Soruşturma kapsamında 18 Şubat'ta Ankara'daki evine düzenlenen operasyonda gözaltına alınan Tar'ın telefonuna, bilgisayarına, ses kayıt cihazına ve diğer dijital materyallerine el konuldu. Tar’a yöneltilen suçlamaların temelini ise 2012 ve 2013 yıllarına ait telefon görüşmeleri, iki kısa mesaj ve bir ortam dinlemesi kaydı oluşturdu.
MLSA'nın başvurusunda, söz konusu kayıtların üniversite etkinlikleri, barışçıl gösteriler, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) toplantıları ve gazetecilik faaliyetleriyle ilgili olduğu ifade edildi. 19 Şubat 2025'te verdiği ifadede Tar, kendisine yöneltilen görüşmelerin yaklaşık 13 yıl öncesine ait olduğunu belirtti. Kayıtlarda şiddet, örgütsel talimat veya silahlı bir örgütle hiyerarşik bağ kurduğunu gösteren herhangi bir unsur bulunmadığını savundu.
AİHM BAŞVURUSU
Başvuruda, Tar'ın 2012 yılında HDK'nın bazı toplantılarına gazeteci ya da katılımcı olarak katıldığı, ancak 2013 yılından itibaren bu toplantılarda yer almadığı aktarıldı. HDK hakkında verilmiş bir kapatma kararı veya örgüt bağlantısını ortaya koyan kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığı da vurgulandı.
Tar’ın avukatları, birkaç toplantıya katılımın örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemeyeceğini belirtirken, müvekkillerinin silahlı bir örgütle bağlantısını ortaya koyan güncel ve somut delil bulunmadığını ifade etti. AİHM başvurusunda, gazetecilik faaliyetleri kapsamında gerçekleştirilen telefon görüşmelerinin de suçlamaya dayanak yapıldığına dikkat çekildi.
Bu kapsamda Tar’ın, 26 Ekim 2012’de gazeteci Ruken Tunçel’e Boğaziçi Üniversitesi’ndeki öğrenci olayları hakkında bilgi verdiği telefon görüşmesi ile 1 Mayıs 2013’te gazeteci Derya Okatan’a DİSK Genel Merkezi’ne yönelik polis müdahalesini aktardığı görüşmenin dosyada yer aldığı belirtildi.
MLSA, söz konusu görüşmelerin haber takibi ve bilgi paylaşımı kapsamında olduğunu, herhangi bir şiddet çağrısı veya örgütsel talimat içermediğini savundu. Tar’ın öğrencilik yıllarında katıldığı basın açıklamaları ve toplumsal gösterilerin de soruşturma kapsamında değerlendirildiği aktarıldı.
İstanbul 6. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 22 Şubat 2025'te tutuklanan Tar'ın, tutuklama kararına yaptığı itiraz 5 Mart’ta reddedildi. 19 Mart'ta gerçekleştirilen tutukluluk incelemesinde de tutukluluğun devamına karar verildi. MLSA, tutukluluğun sürdürülmesine ilişkin kararlarda Tar'ın kişisel durumuna özgü somut kaçma veya delil karartma riskinin ortaya konulmadığını, suçun niteliği ve cezanın ağırlığı gibi genel gerekçelerin tekrarlandığını belirtti.
İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 8 Mayıs 2025'te yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara’ya gönderdi. Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi ise 30 Mayıs’ta Tar’ın tahliyesine karar verdi. Tar, böylece yaklaşık 100 gün tutuklu kaldı.
MLSA, AİHM'e yaptığı başvuruda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin beş ayrı maddesi kapsamında ihlal iddiasında bulundu. Başvuruda, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını düzenleyen 5. maddenin, özel hayata ve haberleşmeye saygı hakkını güvence altına alan 8. maddenin, ifade ve basın özgürlüğüne ilişkin 10. maddenin ve toplantı ile örgütlenme özgürlüğünü düzenleyen 11. maddenin ihlal edildiği savunuldu.
Ayrıca söz konusu haklara getirilen kısıtlamaların, AİHS'nin 18. maddesinde yer alan amaç dışı kullanım yasağına aykırı olduğu ileri sürüldü. MLSA, gazetecilik ve barışçıl sivil toplum faaliyetlerinin ceza soruşturmasına dayanak yapılmasının temel hak ve özgürlükler üzerinde baskı oluşturduğunu vurguladı.
Öte yandan Yıldız Tar hakkında “örgüt üyeliği” suçlamasıyla açılan davanın Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ettiği bildirildi.