UEFA Uluslar A Ligi 1. Grup maçında deplasmanda Belçika’ya 3-0 yenilen Türkiye, üçüncü maçında da puanla tanışamadı. Spor yazarları, bu maçı farklı açılardan değerlendirdi.
UĞUR MELEKE’DEN TAZMİNAT ÇIKIŞI
Uğur Meleke, milli takımın teknik direktörü Vincenzo Montella hakkında sert eleştirilerde bulundu. Meleke, "Montella’ya artık ivedilikle teşekkür edilmeli. Bir yıllık tazminatı anlayabilirim.
Ancak medyada iddia edildiği gibi iki senelik (5 milyon Euro) bir tazminat söz konusuysa, bu sözleşme kamu malını kötüye kullanmaktır. Dünya şampiyonu Scaloni’nin maaşı 2 milyon Euro. Xavi’nin 3, Zidane’ın 3,5 milyon...
Montella’ya gerçekten 5 milyon Euro ödenecekse o zaman o bahsettiğiniz Bodrum’daki villaları verin İtalyan Hoca’ya. Ve artık hepiniz istifa edip gidin." dedi.
GÜNTEKİN ONAY’DAN ELEŞTİRİLER
Güntekin Onay ise, "Uluslar A Ligi bize sert geldi. Açıkçası Kenan Yıldız ve Hakan Çalhanoğlu’nun kalitesini de aradık. 3 maç 0 puan ve daha İtalya ve Fransa ile de deplasmanda oynayacağız. Rakipler güçlü fakat biz de bu kadar kolay teslim olacak kadar zayıf değiliz.
Dünya Kupası’ndaki hayal kırıklığının ardından Montella ile yollar ayrılmalıydı ve yeni bir sayfa açılmalıydı. Montella hep aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekliyor. Kerem ve Barış’tan asla vazgeçmiyor ama bu iki oyuncudan da asla verim alamıyor.
İkinci yarıda Barış çıkınca yine Kerem santrfor pozisyonunda oynadı. Defalarca denendi, olmadı. Olmuyor.
Montella neden ısrarla aynı şeyleri yapıyor, anlamak mümkün değil. Zaten 2’de 0 çekmişsin. Nasıl Bartuğ’u cesur bir kararla oynattıysan, İlhan ile Deniz’i de ilk 11 oynatsana Montella! Farklı şeyler dene, öyle kaybet." ifadelerini kullandı.
ARDA GÜLER'İN YALNIZLIĞI
Turgay Demir, Arda Güler’in sahadaki yalnızlığına dikkat çekti. Demir, "Öyle kötüyüz ki, savunma, futbolun son demlerini yaşayan Lukaku’yu bile durduramadı. Arda Güler’den bahsetmek istiyorum...
Çünkü dün gece sahada en çok onun yalnızlığı takıldı gözüme. Arda’nın etrafında futbol oynayan değil, onun futbol oynamasını bekleyen bir takım var gibi. Pas veriyor, devamını alamıyor; rakibin arasına giriyor, destek bulamıyor.
Bazen Arda topu aldığında karşısında üç rakip oyuncu var fakat kendi takımından ona yaklaşan tek bir kişi bile yok. Ne büyük yalnızlık bu... Arda’nın önünde rakip savunma, arkasında kendi takımının sessizliği var. Keşke on tane daha Arda’mız olsaydı!" dedi.
CEM DİZDAR’DAN YAPISAL PROBLEME DEĞİNDİ
Cem Dizdar, ülke futbolundaki yapısal sorunlara dikkat çekti. Dizdar, "Ülke futbolunda söz sahibi olanların 'yüksek kabulü' ile göreve getirilen MHK’nın 'karakola düşmesi'nin yarattığı şaşkınlık... İlk iki maçı kaybetmiş olmanın getirdiği tedirginlik de vardı.
Arda Güler’e bağlı hücum girişimlerinde arayış içinde görünseler de iş icraya gelince fazlasıyla şaşkın ve düzensizdi Milli Takım. Ofansif alanda iş görecekler adeta yatıya kaldığı misafirlikte, yatağı yabancılayanlar gibi mevkilerini yadırgamış görünüyordu. O nedenle hücum edip, şut deneseler de verimlilikte düşük kaldılar.
İlk gol bileşik hataların zincirinin birbirini takip etmesi sonucu geldi." ifadelerini kullandı.
TAYFUN BAYINDIR’DAN ANALİZ
Tayfun Bayındır, "A Ligi’nde üst üste gelen üç mağlubiyet derin bir gerçeği yüzümüze çarptı; bu lig mevcut yapımız ve futbol anlayışımızla bize bir kaç beden büyük geldi. Dünya Kupası’ndan bu yana üzerimizden atamadığımız o ölü toprağı sahadaki her adımda ve özellikle yedek bankında kendisini hissettirmeye devam ediyor." dedi.
BEKLENTİ VE GÖRÜNÜM
Bayındır, Belçika’nın basit stratejiyle oyunu kontrol ettiğine dikkat çekti: "Belçika, gözü kapalı hücumlar yapmadı, oyunu domine etmek gibi bir derdi de olmadı. Hem de evinde seyircisinin önünde oynamasına rağmen... Ancak Kevin De Bruyne faktörü vardı.
Tecrübesi, oyun aklı ve kriz anlarındaki liderliğiyle Belçika’nın az ama öz hücum etmesini sağladı. Biz ise hücum organizasyonu gibi görünen fakat skora dönüşmeyen beyhude bir eforun ötesine geçemedik. Milli Takımı özetleyen en net kavram 'bal yapmayan arı' çokluğu...
Koşuyoruz, topu çeviriyoruz, ciddi biçimde yıpranıyoruz ama iş üretkenliğe gelince sıfırız. Ana kraliçe konumundaki Arda Güler, tek başına çabalamaktan hem oyun kurup hem ceza sahasında gol aramaktan yoruldu. Ona eşlik edecek, yükünü hafifletecek ikinci bir akıl sahada yoktu." şeklinde değerlendirdi.