Bilim ve teknoloji alanındaki ilerlemeler, insanlığın karşılaştığı problemleri çözme arayışında yeni anlayışlar sunmayı sürdürüyor. Eylül ayı ise bu bağlamda birçok önemli gelişmeye ev sahipliği yaptı. Çin, 25 Eylül'de Alçak Yer Yörüngesi'nde kurduğu "Guovang" takım uydu ağının parçası olacak internet uydularının 26. grubunu uzaya gönderdi.
Uydular, "Long March 8A" roketiyle Haynan Adası'ndaki ticari uzay aracı merkezinden başarıyla fırlatıldı. Fırlatma, Long March roketleriyle gerçekleştirilen 669'uncu taşıma görevi olarak kaydedildi. Uydular, Alçak Yer Yörüngesi'ndeki planlanan konuma ulaştı.
ABD Havacılık ve Uzay Ajansı (NASA), Ay Keşif Uydusu (LRO) ile yaklaşık iki yıl önce meydana gelen güçlü çarpışma sonucu oluşan devasa bir krater keşfetti. Bu krater, Ay'ın görünür yüzeyinde bir asteroit ya da kuyruklu yıldız parçasının Mayıs 2024'te çarpmasıyla meydana geldiği belirlendi.
Dik kenarlı bu kraterin çapı yaklaşık 222 metre, derinliği ise 43 metre olarak kaydedildi. Houston Ay ve Gezegen Enstitüsü'nün eski Direktörü Thomas McGetchin’in adını taşıyan bu yeni krater, NASA'nın 10 yıl önce keşfettiği önceki kraterin 3 katı büyüklüğünde olup İtalya'nın başkenti Roma'daki Kolezyum'dan daha geniştir.
Çin, 2016'da hizmete giren Beşyüz Metre Aralıklı Küre Teleskobu (FAST) aracılığıyla "pulsar" adı verilen, kendi etrafında hızla dönen ve yüksek manyetizma yayan 1300'den fazla nötron yıldızını kayda aldı. FAST, son 10 yıl içinde dünya üzerindeki diğer teleskoplardan daha fazla pulsar gözlemi yaptı. Teleskop, bugüne kadar 1300'den fazla pulsarı kaydetmiş durumda.
Bilim insanları, Ay yüzeyinde var olduğu düşünülen büyük miktardaki su kaynaklarının, kalıcı bir yerleşim yeri için yeterli olmayabileceğini ortaya koydu. "Frontiers in Space Technologies" dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göre, Ay'da insan kullanımına uygun yaklaşık 1 milyar ton su bulunduğu varsayımından hareketle farklı büyüklükteki yerleşimlerin su ihtiyacı hesaplandı.
Araştırmacılar, 1 milyon kişinin yaşadığı bir kentin mevcut su kaynaklarını 2,5 yıldan kısa sürede tüketeceğini öngördü. Su kaynaklarının geri dönüştürülmesi halinde bile, en fazla 100 yıl yeteceğini vurgulayan bilim insanları, bu durumun kalıcı bir yerleşim bölgesi için endişe verici olduğunu aktardı.
ABD merkezli yapay zeka şirketi Anthropic, Claude modelinin yeni enzim sisteminin keşfine katkıda bulunduğunu açıkladı. Şirketin Claude yardımıyla biyolojik araştırmalara yönelik kurduğu ekip, yaklaşık 950 Claude ajanına DNA dizilimlerinden oluşan büyük bir veri tabanında RNA'dan DNA sentezleyen "revers transkriptaz (RT)" enzimlerin "yeni ve ilginç örneklerini" bulması yönünde komut verdi.
Sürece yalnızca komut yazma ve laboratuvar çalışmaları bağlamında dahil olan ekip, 21 saatlik taramalar sonucunda ajanlardan birinin "alışılmadık" bir bulguya rastladığını keşfetti. Bu bulgu, daha önce bakterilere bulaşan türden virüslerde rastlanan ancak şimdiye kadar karakterize edilmemiş enzim sistemine işaret ediyor.
ABD Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH), felçli hastaların konuşmalarını ve beden dillerini aynı anda iletebilecek yeni bir beyin-bilgisayar arayüz sistemi geliştirdi. Bilim insanları, üç felçli hastanın beyin dalgalarını bu sistem aracılığıyla sanal bir karaktere dönüştürmeyi başardı.
Geliştirilen sistem, hastalara bağlanan özel kablolarla beraber beden hareketleri ve konuşmayla ilgili beyin sinyallerini aynı anda dijital ortamda bulunan sanal bir karaktere aktarmakta. Kullanılan arayüz ile oluşturulan sanal karakter, özellikle ALS hastalarının daha hızlı bir şekilde iletişim kurabilmesini sağlamaktadır.
Daha önce geliştirilen cihazlarla ya konuşma ya da beden hareketlerinin aktarımında ayrı ayrı başarılar elde edilmişken, bu yeni cihazın her iki alanda da aynı anda başarı sağlayan ilk sistem olduğu bildirilmektedir. Stanford Üniversitesi'nden araştırmacılar, insan beyin hücrelerinin fare beynine nakledilmesi ile beyninin yaklaşık yarısı insan dokusundan oluşan fareler geliştirdi.
Bilim insanları, farelerin beyinlerindeki serebral korteks ve hipokampusun gelişimini genetik müdahaleyle büyük ölçüde sınırlandırarak insan beyin dokusunun büyüyebileceği bir alan oluşturdu. Laboratuvarda bağışlanan deri hücrelerinin yeniden programlanması ile elde edilen insan beyin organoidlerinden hücrelerin yeni doğan farelerin beyinlerine nakledildiği belirtildi.
Her enjeksiyonda yaklaşık 100 bin insan beyin hücresi kullanılırken, yaklaşık 4 milyon insan beyin hücresinin geliştiği ve bu hücrelerin beynin hacim olarak yaklaşık yarısını oluşturduğu kaydedildi.
ABD'de genetiği değiştirilmiş bir domuz böbreği nakledildikten sonra 271 gün boyunca diyaliz olmadan hayatta kalan bir kişi, daha sonra insan donöründen alınan bir böbreğin nakledilmesiyle tıp tarihinde bir ilke imza attı.
Tip 2 diyabet ile bağlantılı son dönem böbrek yetmezliği olan Tim Andrews adlı hasta, insan donöründen bir böbrek nakli beklediği 271 gün boyunca genetiği değiştirilmiş bir domuz böbreği ile hayatta kaldı. Ocak 2025’te Massachusetts'teki bir hastanede domuz böbreği nakli yapılan Andrews'a nakledilen organ, hastanın 271 gün boyunca diyaliz olmadan yaşamını sürdürmesine olanak sağladı.
Bilim insanları, Afrika fillerinin hastalandıklarında kendilerini ve yavrularını tedavi etmek amacıyla şifalı bitkilerden faydalandığını tespit etti. Araştırmalar, bazı fillerin rahatsızlandıklarında belirli bitki türlerini tükettiğini ve anne fillerin de yavrularını bu bitkilerle besliyor olabileceğini ortaya koydu. Fillerin 35 farklı bitki türünden yararlandığını belirten araştırmacılar, bu bitkilerden 25'inin yerel halk tarafından da tıbbi amaçlarla kullanıldığı kaydedildi.
Bir yaban hayatı görevlisi, fillerin bölgede "Angurweet" olarak bilinen ve mide ağrısı gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan bitkinin yapraklarını, bazı ağaçların kökleriyle birlikte ağızlarında çiğneyerek karışım haline getirdiğini ve bu karışımı anne sütüyle birlikte yavrulara verdiğini aktardı.