Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Süleymaniye Camisi'ndeki gizli testiler akustiği etkiliyor

Süleymaniye Camisi'nde gerçekleştirilen restorasyon çalışmaları, kubbedeki gizli testilerin akustik özelliklerine dair önemli bilgiler sundu.

YAŞAM 15.10.2026 15:16 Haber Editörü 16 okuma Okuma Süresi: 5 dk
Süleymaniye Camisi'ndeki gizli testiler akustiği etkiliyor
Paylaş:
N

Süleymaniye Camisi ve Külliyesi, 15 Ekim 1557'de tamamlanarak ibadete açılmasıyla Osmanlı mimarisinin önemli eserlerinden biri olarak tarih sahnesindeki yerini aldı. Kanuni Sultan Süleyman’ın talimatıyla Mimar Sinan tarafından inşa edilen bu külliye, cami, medrese, darüşşifa, imaret, hamam ve diğer yapıları ile Osmanlı şehircilik anlayışını ve sosyal yaşamını gözler önüne seriyor.

İstanbul'un siluetinde asırlardır önemli bir yere sahip olan Süleymaniye, mimari tasarımı ve mühendislik çözümleriyle sadece bir ibadet alanı değil, aynı zamanda Osmanlı kültürünün derin izlerini taşıyan bir miras durumundadır. Mimar Sinan'ın kalfalık eseri olarak nitelendirdiği Süleymaniye, yürütülen titiz restorasyon çalışmalarıyla birçok bilinmeyen mimari sırrı gün yüzüne çıkardı.

Restorasyon sürecinde, kubbedeki ses akustiğini geliştiren gizli testilerden, paslanmaz metal üzerine işlenmiş yazılara ve Mimar Sinan dönemine ait özgün kalem işlerine kadar pek çok detay aydınlatıldı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kaya Üçer, bu yapıya dair değerlendirmelerde bulundu.

Üçer, caminin Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en önemli eseri olduğunu belirterek, "Konumu itibarıyla muhteşem detayları içinde barındıran bir yapı. Restorasyon çalışmasında yer almaktan mutluluk duyuyorum. Süleymaniye'nin yeri, Ayasofya gibi benim için çok özel," dedi.

Yapıda zamanla halk arasında aktarılan birçok efsanenin olduğunu belirten Üçer, "Örneğin, sıradışı bir şekilde, kubbede akustiği engelleyen küpler olduğu söylenirdi. Ancak bugüne kadar bunları görememiştik. Restorasyon sırasında 20 bin metrekarelik iskele kurarak bütün alanlara erişim sağladıktan sonra, kubbede yaşanan bazı çatlaklarda dipte yer alan testilere ulaştık.

İlk başta bu bilgilere şüpheyle yaklaştık, fakat kubbe içinde dikkatle yerleştirilmiş testilerin varlığını gördük," şeklinde açıkladı. Kubbeye alt taraftan bakıldığında bu testileri görmek mümkün değilken, üstten bakıldığında bu deliklerin, alttan gelen sesleri yumuşattığını ve yankılanmayı önlediğini anlamak mümkün. Bu nedenle, yapılarda uzmanlar akustik testler gerçekleştirdi.

Bu gelişmeler, yıllardır süregelen bir efsanenin geride bırakılmasına yardımcı oldu. Üçer, yapının kubbesinin özelliklerine değinerek, "Kubbenin iki yanına geçmeniz yeterli; karşı tarafı yanınızdaki gibi duyabiliyorsunuz. Bu da yapının hiçbir yankılanma olmaksızın net bir şekilde ses iletilebilmesini sağlıyor," dedi.

Kubbenin belirgin özelliklerinden biri, Mimar Sinan'ın eseri olmasına karşın, etkileyici bir barok süslemeye sahip olmasıdır. Bu süsleme, rokoko tarzında çiçek buketleri ile zenginleştirilmiş detaylarla dikkat çekmektedir. Kaya Üçer, yaptıkları araştırmada Mimar Sinan dönemine ait unsurlar bulup bulamayacaklarını incelediklerini belirtti.

Üçer, "Ana kubbenin hemen hemen her noktasına, ultraviyole ışığı altında baktık. Raspa dediğimiz kazımak suretiyle alttaki katmanlara da baktık ve bir başka dönem daha, dilim olarak barok süsleme çıktı," diye sözlerine ekledi. Üçer, kubbenin tümünde bu süslemenin olsaydı bunu açıp gösterme imkanlarını bulabileceklerini ifade etti.

Ancak süslemenin dilim halinde bulunduğunu ve bu durumun iki örneğin yapıldığını düşündürttüğünü aktararak, "Hangisi beğenildiyse o devam ettirildi," şeklinde yorumladı. Süslemenin silinmediğini vurgulayan Üçer, "Üzerine yapılan mevcut kalem işi süslemenin restorasyonunu yaparak, ihtişamlı havasına tekrar döndürdük," dedi.

Kaya Üçer, kubbedeki hat yazısının tarihte Ahmed Karahisari tarafından yazıldığına işaret ederek, ancak kayıtlarda Karahisari'nin öğrencisi Hasan Çelebi'nin adı geçmekte olduğunu belirtti. Ayrıca, 18. yüzyıl gibi restorasyon çalışmaları sırasında Abdülfettah Efendi tarafından yazıda düzeltmelerin yapıldığına işaret etti. Üçer, "Aşağıdan çıplak gözle baktığınızda kubbede göremediğiniz bir detay var," diyerek dikkat çekici bir bilgi paylaştı.

Bu detay, kubbede geniş altın varak kaplama ahşap çerçeveli yazının altında çinko bir zemin olduğudur. Üçer, "Büyük karabaş çivilerle birbirine mıhlanmış, paslanmaz malzemenin üzerinde yazı. Yani bu, yazı ilelebet burada kalsın durumunu gösteriyor," ifadelerini kullandı.

Üçer, zamanla kubbedeki hat yazısında bir harfin eksik olduğunu fark ettiklerini ve hattatlarla istişare ettiklerini aktardı. "Bilim heyeti o zaman orada o harfin olması gerektiğine mutabık kaldı ve h harfi eklendi. Yüzyıllardır süregelen kubbe merkezli o ihtişamlı yazı bu sayede gelecek yüzyıllara da sağlıklı bir şekilde kalmak üzere tarafımızca yerinde yapıldı," dedi.

Kaya Üçer, Süleymaniye Camisi'nin inşasının yaklaşık 7 yılda tamamlandığını ve restorasyon çalışmalarının da benzer bir süre almış olduğunu bildirdi. Üçer, yapının gelecek 50 yıl boyunca kapsamlı bir müdahaleye ihtiyaç duymayacak şekilde titizlikle restore edildiğini anlattı.

Caminin revaklarında ve hünkar mahfilinde yapılan raspa çalışmalarında Mimar Sinan dönemine ait orijinal kalem işleri bulduklarını vurgulayan Üçer, "Orijinal kısımları korumak suretiyle eksik kısımları, o orijinal kısımdan yola çıkarak restore ettik. Hatta klasik dönem yani rumi dediğimiz 16. yüzyılın en çok kullanılan ihtişamlı motiflerinden ortaya çıktı," değerlendirmesinde bulundu.

RESTORASYONDAKİ EKSİK PARÇALAR

Kaya Üçer, restorasyon sırasında şadırvan bölümünde su terazisinin üst kısmında eksik parçaların tespit edildiğini ifade etti. Üçer, "Bu parçanın bir versiyonunu bir yerde görmüştüm. Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün Fatih'teki müzesinde bu parçanın yerde bulunduğunu belirtmiştim.

Ardından yerinde inceleme yaptık. Ölçümlerimizi de gerçekleştirdik," dedi. Üçer, su terazisindeki desenin aynı olduğunu vurguladı ve temizleyip parçayı yerine oturttuklarında kırık parçanın tam olarak uyum sağladığını gözlemlediklerini belirtti.

Restorasyonda yerel malzemenin önemi hakkında bilgi veren Kaya Üçer, "Süleymaniye'nin bana kazandırdığı en değerli derslerden biri, bu restorasyonda yerel malzemenin ne denli önemli olduğunu anlamam oldu. Süleymaniye Camisi'nde dış mekanda temizlik ve raspa işlemleri gerçekleştirildi ve dünya çapında tanınan bir markanın koruyucu malzemesini yüzeye uyguladık.

Ancak 2-3 ay içinde hafif bir yeşillenme meydana geldi," şeklinde konuştu. Yeşillenme sorununu çözmek için malzeme üreticisi firma ile iletişime geçtiklerini kaydeden Üçer, "Firmadan gelen uzmanlar, 3 ile 6 ay süresince buradaki hava koşullarını inceledi. Malzemeyi bu şartlara göre revize ettiler ve 6 ay sonra bize, 'Artık bu malzemeyi kullanabilirsiniz' dediler.

Biz de deneme yaptık ve sonuç olumlu oldu; yeşillenme ortadan kalktı ve koruyucu özellik maksimum düzeye ulaştı," dedi. Üçer, ancak bölgenin ikliminin, neminin ve güneşinin, malzemenin üretildiği yerle aynı olmadığını, bu durumun restorasyon sırasında yerel malzemenin önemini daha da belirgin hale getirdiğini sözlerine ekledi.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
JAXA, Mars'ın uydusunu keşfetmek için roket fırlattı
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
JAXA, Mars'ın uydusunu keşfetmek için roket fırlattı
WhatsApp
İhbar Hattı