Erzurum'da Ulu Cami'nin batı duvarına bitişik alanda bulunan Pabuçlu Kadı'nın kabri, adının kökenine dair anlatılan kurbağa kıssasıyla tanınıyor. Osmanlı döneminde kadı olarak atanan Pabuçlu Kadı, sade görünümü nedeniyle ilk başlarda yeterince dikkate alınmadığı, ancak daha sonra şehirde tanınan bir sima haline geldiği ifade ediliyor.
Erzurum'un tarihi üzerine araştırmalar yapan Taner Özdemir, Pabuçlu Kadı'nın adının nereden geldiğini ve pabuçlarıyla kurbağaların sesini nasıl kestiğine dair hikayeyi aktardı. Özdemir, tarihi kabrin başında yaptığı açıklamalarda, "Ulu Cami'nin batı cephesinde yer alan Pabuçcu Zâde ya da halk arasındaki adıyla Pabuçlu Kadı Hazretleri'nin mezarının hemen başında bulunuyoruz.
Erzurum'un en önemli manevi değerlerinden biri olarak kabul edilen Pabuçlu Kadı Efendi, Osmanlı döneminde şehre kadı olarak atanmıştır," dedi.
KADININ MEKÂNINA İADE ZİYARET
Pabuçlu Kadı'nın basit görünümünün, mülki erkan ve şehrin ileri gelenleri tarafından ilk başta göz ardı edildiği belirtiliyor. Özdemir, "O dönemde şehir erkanı ve köy ağaları, onu karşılamak üzere kentin girişine gidiyorlar. Ancak karşılarında sade giyimli ve hırpani bir adam görünce beklentileri boşa çıkıyor ve onu pek dikkate almıyorlar.
Zaman geçtikten sonra köy ağaları, kadının makamına giderek onunla sohbete başlıyorlar," şeklinde konuştu.
KADININ KERAMETİ
Bir sohbet esnasında köy ağalarından biri, Kadı Efendi'ye Karasu Nehri'nden taşan suların yarattığı kurbağa sorununu aktarıyor. Bu kişi, "Efendim, bizim ovanın Karasu Nehri'nden taşan suları buraları sazlık yapıyor. Bu sazlıklarda öyle çok kurbağa var ki çıkardıkları sesten geceleri uyuyamaz olduk.
Bu duruma bir çareniz var mıdır?" diye soruyor. Kadı Efendi, bu talebe tebessümle karşılık vererek, "O iş kolay, ben de zor bir şey isteyeceksiniz sandım. Al şu benim pabuçlarımı o kurbağaların olduğu gölün kenarına bırak.
Kurbağalara da de ki: Kadı şimdilik sadece pabuçlarını gönderdi, ilerleyen zamanlarda kendisi de bizzat buraya gelecek," dedi. Köylüler başlangıçta bu talimata anlam veremese de pabuçları göl kenarına bırakıyorlar. Ardından köylüler, kurbağaların sesinin kesildiğini ve sudan en ufak bir çıtırtı bile duymadıklarını fark ediyor.
Bu olay, Erzurum halkı arasında hızla yayılıyor ve Pabuçlu Kadı'nın büyük bir keramet ehli olduğu anlaşılmış oluyor. Böylece, gerçek adı unutulan şahsiyet halk arasında 'Pabuçlu Kadı' olarak tanınmaya başlıyor. Pabuçlu Kadı'nın Erzurum'a yaptığı hizmetler ve bıraktığı manevi miras nedeniyle vefatının ardından kabri onarılarak günümüze kadar korunuyor.