Küresel piyasalarda, bu hafta önemli merkez bankalarının faiz kararları takip edilmeye başlandı. ABD Merkez Bankası (Fed), 2023 yılında ilk kez politika faizini artırarak, yüzde 3,75-4 aralığına yükseltti. Banka, son olarak Temmuz 2023’te yüksek enflasyonla mücadele amacıyla politikayı 25 baz puan artırmış ve faiz oranını yüzde 5,25-5,50 seviyesine çıkarmıştı.
Fed'in açıklamasında, ekonominin sağlam bir hızda genişlediği belirtildi. Verimlilik artışının güçlü, sermaye yatırımlarının da sağlıklı olduğu ifade edildi. İstihdam artışlarının, iş gücündeki artışla benzer hızda gerçekleştiği, işsizlik oranında ise kayda değer bir değişiklik olmadığı aktarıldı.
Bankanın bu yıl için enflasyon tahmini yüzde 3,6'dan yüzde 3,7'ye yükseltilirken, 2027 yılı beklentisi yüzde 2,3 olarak sabit tutuldu. Fed, 2028 yılı için enflasyon tahminini yüzde 2'den yüzde 2,1'e revize etti ve 2029 için yüzde 2 olarak belirlemiş durumda.
Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyelerinin gelecek dönem faiz beklentilerini gösteren nokta grafiği, 18 yetkiliden 16'sının bu yıl en az bir faiz artışı daha öngördüğünü ortaya koydu. Fed Başkanı Kevin Warsh, düzenlediği basın toplantısında, "Gerçek şu ki, enflasyon çok yüksek ve uzun süredir böyle," ifadesini kullandı.
Warsh, bu yaz açıklanan enflasyon verilerinin temel eğilimlerin kayda değer şekilde iyileşmediğini vurgulayarak, alınan faiz artırımı kararının fiyat istikrarını sağlamak adına doğru bir adım olduğunu belirtti. Öte yandan, ABD Başkanı Donald Trump, Fed'in politika faizini artırmasının ardından, faiz oranlarının yüzde 1 veya daha düşük seviyelere indirilmesini talep etti.
Fed'in sıkı para politikasını sürdüreceğine dair beklentilerin güçlenmesiyle dolar endeksi bu hafta yüzde 1 yükselerek 100,2 seviyesine çıktı. Ayrıca, Suudi Arabistan ile Yemen'deki Husiler arasındaki çatışmalara yönelik endişeler devam etse de Orta Doğu'dan piyasalara petrol sevkiyatı için alternatif yollar bulunabileceğine dair beklentiler, petrol fiyatlarındaki düşüşe katkı sağladı.
Kasım vadeli Brent petrolün varil fiyatı, haftayı yüzde 1,4'lük bir düşüşle 103,2 dolardan kapattı. Orta Doğu'daki artan jeopolitik gerilimlerin enflasyonist baskıları kalıcı hale getirebileceği yönündeki endişelerle birlikte, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi bu hafta yüzde 5,04 ile 2007'den bu yana en yüksek seviyeyi görerek haftayı yüzde 5 seviyesinden tamamladı.
Gelecek hafta, salı gününde tüketici güveni endeksinin açıklanması, çarşamba günü ise Avro Bölgesi, Almanya ve İngiltere'de imalat sanayi PMI rakamlarının duyurulması bekleniyor. Perşembe günü Ifo iş dünyası güven endeksi ve cuma günü Almanya'da GfK tüketici güveni verileri paylaşılacak.
Bu gelişmeler ışığında, İngiltere'de FTSE 100 endeksi yüzde 0,08 oranında değer kazanırken, Fransa'nın CAC 40 endeksi yüzde 1,40, İtalya'nın MIB 30 endeksi yüzde 1,84 ve Almanya'nın DAX endeksi yüzde 1,03 değer kaybı yaşadı.
Asya borsaları, petrol fiyatlarının düşmesine rağmen hala 100 dolar seviyesinde kalması ve devam eden jeopolitik riskler nedeniyle bu hafta karmaşık bir seyir izledi. Japonya Merkez Bankası (BoJ), politika faizini 25 baz puan artırarak 31 yılın en yüksek seviyesine, yüzde 1,25'e yükseltti. Bu faiz artışı, 7'ye karşı 2 oyla kabul edildi.
BoJ, ekonomik aktivite ve finansal durumla bağlantılı olarak faiz oranlarının artırılmaya devam edeceğini ifade etti.
FAİZ ARTIRIMI BELİRSİZLİK YARATTI
Bankanın faiz artışını gerçekleştirmesine rağmen bu kararın tam bir oy birliğiyle alınmaması, sıkı para politikasının sürdürülüp sürdürülmeyeceğine dair belirsizlik yarattı ve yenin değer kaybetmesine yol açtı. Japonya'da ağustos ayına ilişkin enflasyon, yüzde 1,9 ile beklentilerin altında kaldı. Çin'de ise ağustos ayı işsizlik oranı, yüzde 5,3 ile öngörülerin üzerinde geldi.
Diğer yandan, ülkede ağustos ayında sanayi üretimi yüzde 5,2 artış gösterdi. Bu veriler, ülke ekonomisinde devam eden sıkıntıları ortaya koyarken, Pekin yönetimi üzerinde daha fazla mali destek sağlanması yönünde baskı artabileceği tahmin ediliyor. Haftalık bazda, Güney Kore'nin Kospi endeksi yüzde 0,2, Hong Kong'un Hang Seng endeksi ise yüzde 0,22 değer kaybetti.
Japonya'da ise Nikkei 225 endeksi yüzde 1,57 ve Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,61 oranında değer kazandı. Gelecek hafta, perşembe günü Japonya'da imalat sanayi PMI rakamının takip edilmesi planlanıyor. Yurt içinde ise Borsa İstanbul, bu hafta ağırlıklı olarak satış baskısıyla karşılaştı ve BIST 100 endeksi haftalık bazda yüzde 8,18 düşüşle 13.284,42 puandan kapandı.
Dolar/TL ise haftayı, önceki kapanışın yüzde 0,52 üzerinde, 48,7649'dan tamamladı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), likidite koşullarının dikkatle izleneceğini vurguladı ve ihtiyaç duyulması halinde ek önlemlerin alınabileceğini açıkladı.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’nda (TEFAS) işlem gören tüm yatırım fonlarının 7 portföy yönetim şirketi tarafından askıya alınmasına ve bazı fonların tasfiye edilmesine karar verdi.
Ayrıca, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bankaların 16 Eylül tarihinden itibaren geri aldıkları hisse senetlerinin 31 Aralık’a kadar çekirdek sermaye hesaplamalarında indirim kalemi olarak dikkate alınmamalarını belirtti.
MEHMET ŞİMŞEK’İN AÇIKLAMALARI
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, piyasalardaki sorunların kaynağının sınırlı sayıda fonların kredi ve likidite sorunları olduğunu ifade etti. Şimşek, “Genel anlamda bir sistemik risk söz konusu değil. Borsada ve piyasalarda yapısal bir problem yok.” şeklinde konuştu.
Ayrıca önümüzdeki hafta, pazartesi günü reel kesim güven endeksi ve kapasite kullanım oranının açıklanacağını, salı günü ise tüketici güven endeksinin izleneceğini belirtti.