Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Eylül ayının edebiyat gündemi kitaplarla şekilleniyor

Eylülde dikkat çeken kitaplar arasında Therese Bohman'ın 'Andromeda' ve Arnaud Orain'ın 'El Konulan Dünya' yer alıyor.

KÜLTÜR SANAT 16.09.2026 18:24 Haber Editörü 938 okuma Okuma Süresi: 7 dk
Eylül ayının edebiyat gündemi kitaplarla şekilleniyor
Paylaş:
N

Günümüz edebiyatının öne çıkan eserlerinden biri olan 'Andromeda', Therese Bohman'ın kaleminden çıkıyor. Kitap, İsveç’in büyük yayınevlerinden birinde stajyer olarak çalışan genç bir kadının ve yayınevini geride bırakmış tecrübeli yayın yönetmeni Gunnar'ın hikayesini ele alıyor. İki karakterin aralarındaki kuşak ve statü farklılıklarına rağmen, edebiyata olan tutku onları bir araya getiriyor.

Bohman, bu eserde modern ilişkilerin, sınıf ve kuşak çatışmalarının yanı sıra kültür sanat dünyasındaki değişimleri melankolik bir dille irdeliyor. 'Andromeda', insan ilişkilerinin karmaşıklığına ve edebiyatın birleştirici gücüne etkileyici bir saygı duruşu niteliği taşıyor.

SONLULUK KAPİTALİZMİ ÜZERİNE DENEME

Eylül ayının dikkat çeken bir diğer kitabı ise Arnaud Orain’ın 'El Konulan Dünya – Sonluluk Kapitalizmi Üzerine Deneme' adlı eseri. Bu kitap, neoliberal küreselleşmenin vaadlerinin çözüldüğü bir dönemde, dünyanın yeniden ele geçirilmesi gereken bir alan olarak anlaşıldığını ortaya koyuyor.

Orain, serbest piyasa, rekabet ve sınırsız büyüme anlayışının yerini el koymaya ve akışları denetlemeye dayanan bir düzene bıraktığını savunuyor. Yazar, kitapta kapitalizmin beş yüzyıllık tarihi boyunca liberal düzenle sürekli yaşanan gerilimlerin nasıl şekillendiğini ele alıyor. 'Sonluluk kapitalizmi' kavramı üzerinden, 16. yüzyıldaki denizci imparatorluklarından 1880 ile 1945 arasındaki emperyal rekabete kadar uzanan bir çizgi çiziyor.

Günümüzdeki iklim değişikliği, enerji geçişi ve stratejik geçiş yollarının yönetimi, bu kapitalist mekanizmanın yeniden belirginleştiği alanlar olarak tanımlanıyor. Orain için, bu karamsar ve savaşçı kapitalizmde zenginliklerin küresel büyümesi değil, elde tutulan sonlu varlıkların yönetimi, rekabetten çekilmesi ve gerektiğinde zorla ele geçirilmesi esas belirleyici unsurdur.

Türk Edebiyatı Klasikleri kapsamında yer alan Teehhül Âleminde, Saffet Nezihi'nin kalemiyle şekillenen bir roman, Adem Koltukoğlu tarafından günümüz Türkçesine uyarlanmıştır. 1901 yılında İkdam gazetesinde tefrika edilen eserde, yazar sadece aşk ve evlilik temalarını işlememektedir. Ayrıca eski İstanbul’un konak yaşamını, aile dinamiklerini, alafrangalık tutkusunu ve nesiller arasındaki çatışmaları gerçekçi bir perspektifle aktarır.

Roman, güçlü kadın karakterler, akıcı diyaloglar ve başarılı psikolojik çözümlemelerle, yanlış evliliklerin bireyler, aileler ve toplum üzerindeki yıkıcı etkilerini gözler önüne sermektedir. Fahima Sıtkullah Efendi, devlet dairesinde görev yapan bir paşazade ve mirasyedi olarak karşımıza çıkıyor. İlk evliliğini huysuz bir zengin kızıyla gerçekleştirmiş, ancak geçim sıkıntısı nedeniyle bu birliktelik sona ermiştir.

Beyoğlu'nda bir süre savurgan bir hayat süren Fahima Efendi, annesinin ısrarıyla kırk yaşında yeniden evlenir. Bu sefer edebi birikimi olan, şiirle ilgilenen ve kültürel birikimi yüksek bir eşle evlenir.

Ancak, bilgi ve kültür açısından karısının gerisinde kalan Fahima Efendi, anlamakta zorluk çektiği ve hoşlanmadığı kitapları okumak zorunda kalınca, bu evliliği de ilk evliliği kadar sıkıcı bulur. Karısının hastalanarak vefat etmesiyle bu zorunluluktan kurtulan Fahima, bir daha evlenmemeye karar verir. Fakat, komşularının güzel kızı Nigâr'ı gördüğünde bu kararından vazgeçer.

Fahima kırk beş yaşındayken, Nigâr henüz on yedi yaşındadır. Ailesinin zorlamasıyla Fahima Efendi ile evlendirilen Nigâr, bu evlilikten iki kız çocuğu dünyaya getirir. Zamanla alafrangalık arzusu gelişen Nigâr Hanım, kızlarına eğitmenler tutarak lüks bir hayat sürmeye başlar.

Yıllar geçtikçe aralarındaki yaş farkı belirgin hale geldiğinde, Nigâr Hanım gençlik arzusu ve yanlış anlaşılan alafrangalık etkisiyle kocasının yeğeni Mesut Kâmi'ye büyük bir tutku beslemeye başlar. Böylelikle aşk ve çıkarlar, samimiyet ve gösteriş ile aile bağları ve arzular arasında çatışmalara yol açan karmaşık bir dünya ortaya çıkar.

İNCELEME-ARAŞTIRMA- TARİH DİZİSİ OSMANLI DÖNEMİNDE FİLİSTİN

Beshara Doumani'nin kaleme aldığı bu eser, Filistinlilerin Osmanlı yönetimi döneminde kendi topraklarıyla ve birbirleriyle kurdukları derin ilişkileri irdelemektedir. Günümüzde büyük bir insani trajedi haline dönüşen Filistin meselesi bağlamında, bu tarihsel süreçlerin sesine kulak vermek oldukça önemli bir hâl almıştır.

Doumani, Osmanlı Dönemi'nde Filistin halkının sosyal tarihine dair ilk çalışmalardan biri olan bu kitapta, bu köklü ilişkilerin İngiliz ve daha sonra Siyonist sömürge yönetiminin etkilerinden bile uzun zaman sonra günümüzdeki Filistin meselesine nasıl etki ettiğine dair bazı ipuçları sunmaktadır.

Doumani, Nablus bölgesine yönelik kapsamlı bir inceleme gerçekleştirerek aile arşivleri ve şeriye sicilleri gibi çeşitli birincil kaynaklara dayalı veriler sunuyor. Kitapta, bölgenin üç ana ürününden tekstil, zeytinyağı ve sabun üretimindeki ve ticaretindeki değişimlerin yanı sıra, 18. ve 19. yüzyıllardaki kır-kent dinamiklerini ve Osmanlı'nın yanı sıra Avrupa'nın ekonomik yayılmacılığının etkilerini de irdeliyor.

Doumani, bölgede yer alan tüccar ailelerinin kurdukları ticari ağlar ve siyasi ilişkilere odaklanarak, birey portreleri çizerken kültür, siyaset ve ekonomik değişim arasındaki ilişkilere de dikkat çekiyor.

İMPARATORLUK POSTASI – OSMANLI’DA POSTA NASIL KAMU HİZMETİNE DÖNÜŞTÜ?

Yazar Choon Hwee Koh tarafından kaleme alınan "İmparatorluk Postası: Osmanlı’da Posta Nasıl Kamu Hizmetine Dönüştü?" adlı eser, Osmanlı İmparatorluğu döneminde menzil ve ulak sisteminin 1500 ile 1840 yılları arasında geçirdiği evrimleri ele alıyor. Koh, bu dönüşümün 1840 yılında kurulan Posta Nezareti ve Tanzimat reformları ile ilgili olduğunu öne sürüyor.

Kitap, başlangıçta yalnızca saray ve devlet işleyişi için kullanılan askeri iletişim ağının zamanla tüm vatandaşlar için bir kamu hizmetine nasıl dönüştüğünü, ayrıca resmi ve gayriresmi iletişimin nasıl sağlandığını, Osmanlı kronikleri, resmi belgeler ve mali kayıtlar gibi çeşitli arşiv belgeleri üzerinden detaylandırıyor.

Koh, "Osmanlı’nın resmi iletişim sistemi, devletin iletişim aracı olan ulaklara, yolda rastladıkları kişilere ait atları alma yetkisi veren özel bir düzenleme ile başlamıştır." diyerek 16. yüzyılda resmi ulaklar için sabit konak noktalarının yani menzillerin tesis edildiğini belirtiyor. Arşiv belgeleri, yerel yöneticilerin ve payitahttaki bürokratların ulak hareketliliğini dikkatlice izlediklerini ortaya koyuyor.

Bu durum yeni belge düzenlemeleri, muhasebe yöntemleri ve yerel yöneticilere yeni sorumlulukların verilmesini gerektirmiştir. 16. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasında Osmanlı Devleti’nin yerel topluma etki etme yeteneği ve politikaları uygulama kapasitesi artmıştır. Bu, Osmanlı tebaasının yapısında da önemli değişikliklere yol açmıştır.

İş Çocuk Klasikleri serisinden "İLYADA & ODYSSEIA – KISALTILMIŞ METİNLER" adlı yapımda, Homeros’un eserine Ari Çokona tarafından yapılan uyarlama ile okuyucular, savaş zaferinin mi yoksa dostluğun mu daha değerli olduğunu sorgulayan bir dünyaya adım atıyorlar. Bu eser, büyük bir düşmanın bile saygısını kazanma olasılığını sorguluyor.

Bir hikâye var, oldukça eski ve kapsamlı… Tam on yıl süreyle süren bir savaşın anlatıldığı bu öyküde; kalkanlara ve mızraklara sığınmış insanlar, sevgili ve düşman, korkular içinde ve hatalarla dolu bir yaşam sürerken, aynı zamanda barışı da arıyorlar. Akhilleus, Hektor, Odysseus, Andromakhe ve Olimpos'un tanrıları bu hikâyenin başkarakterleri.

Üç bin yıl boyunca dilden dile aktarılan bu efsanevi öyküye katılmak için Troya’nın kapıları sizi bekliyor. Acaba güç mü daha öncelikli, yoksa zeka mı? İnsan, en zorlu tehlikeler karşısında umudunu elinde tutabilir mi?

Yıllar süren bir ayrılığın ardından eve dönüş, gerçekten her şeyin eskisi gibi olacağını mı ifade ediyor? Troya Savaşı’nın sona ermesinin ardından, Odysseus’un tek arzusu İthake’ye, eşi Penelope’ye ve oğlu Telemakhos’a ulaşmaktır. Fakat eve giden yol pek de kolay değildir; onu bekleyen fırtınalar, bilinmeyen adalar, tek gözlü devler ve korkutucu deniz hayvanları vardır. Zaman zaman tanrılar yardımına koşarken, bazen de yeni engellerle karşılaşmasını sağlıyorlar.

ÇOCUK – OKUL ÇAĞI ASTRONOMİ – EĞLENCELİ ETKİNLİKLER

Yazar: Jenny Jacoby Çeviren: Anıl Ceren Altunkanat Resimleyen: Vicky Barker Astronomi, evreni ve içindeki her şeyi inceleyen bir bilim dalıdır. Dünya, Güneş, Ay, yıldızlar, gezegenler, kara delikler ve uzay seyahati gibi konularla alakalı olarak geleceğin astronotları, bu kitap aracılığıyla Büyük Patlama'dan günümüze evrenin yapısına dair birçok bilgi edinecek.

Ayrıca, Uluslararası Uzay İstasyonu gibi yenilikleri de tanıma imkânı bulacaklar. Eğlenceli etkinlikler ve sade anlatım sunarak, bu eser STEM alanlarına derin bir tutkuyu alevlendirmenin en keyifli başlangıcını gerçekleştirecek ve belki de ömür boyu sürecek bir keşif yolculuğuna kapı aralayacak!

ÇOCUK – OKUL ÖNCESİ BÜYÜKANNE NENEZULA

Yazar: Julia Donaldson Çeviren: Ali Berktay Resimleyen: Axel Scheffler Sonunda bekleyiş sona erdi! Yayazula, geri döndü — üstelik yalnız gelmedi! Yirmi yılı aşkın bir zaman zarfından sonra, yepyeni hikâyesi Büyükanne Nenezula ile birlikte karşımızda...

Yayazula, bir gün kızına şöyle dedi: "Büyükannen Nenezula kalmaya gelecek, özlemiş bizi." Bu ziyarete uygun bir yemek hazırlanması lazım. Mesela, fare yahnisi! Yayazula ve Yayazuli, bu düşünceyle fare avına çıktılar. Acaba, küçük fare bu iki kişinin elinden kurtulabilecek mi?

HANA HAŞİMOTO, ALTINCI KEMAN

Yazar: Chieri Uegaki Çeviren: Dila Altındiş Balcı Resimleyen: Qin Leng Hana, okulun yetenek gösterisinde keman çalmayı tercih etti. Ağabeyleri bu durumu duyduğunda ona güldüler. Zira Hana, keman çalmaya daha yeni başlamıştı.

Ancak Hana, moral bozukluğu yaşayanlara kulak asmadı. Azimle çalışarak ilerledi… Küçük kız, Japonya’da dedesiyle birlikte geçirdiği günleri hep kalbinde yaşattı. Gösteri günü nihayet geldi.

Ancak, her şey Hana’nın beklediği gibi sonuçlanacak mı? Müziğin etkisi, bireyin kendini özgürce ifade etmesinin önemi ve bir çocukla dedesi arasındaki kopmaz bağın hikâyesini ince bir şekilde gözler önüne seriyor.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Aybüke Pusat'tan özel hayatına dair açıklamalar
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Aybüke Pusat'tan özel hayatına dair açıklamalar
WhatsApp
İhbar Hattı