Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sosyal medya üzerinden Kekova'daki su altı kazılarında elde edilen buluntuların değerine dikkat çekti. Amforaların, Zeytinyağı veya şarap taşımak için kullanıldığını iddia ederek, bu eserlerin Doğu Akdeniz'deki ticaret ile kültürel etkileşimler hakkında önemli ipuçları sunduğunu vurguladı. Ersoy, yaptığı açıklamada, "Kil analizleri, bu amforaların muhtemelen Ürdün Vadisi'ndeki atölyelerde üretildiğini gösteriyor.
Ayrıca, Mısır, Troya ve Girit'te de benzer örneklerin bulunması, farklı coğrafyaları deniz yoluyla birbirine bağlayan ticaret ağlarının anlaşılması bakımından oldukça önem taşıyor," dedi.
KÜLTÜREL MİRASI KORUMA ÇABALARI
Bakan, su altındaki kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini belirtti. Ersoy, "Anadolu'nun denizcilik tarihini yeni bulgularla aydınlatmaya ve su altındaki kültürel mirasımızı koruyarak gelecek nesillere aktarmaya devam ediyoruz," ifadesini kullandı. Ersoy, su altı kazılarının bilimsel sorumluluğunu üstlenen Doç. Dr. Hakan Öniz’i ve projede emeği geçen herkesin çalışmasını kutladı.
Akdeniz Üniversitesi tarafından yapılan önceki arkeolojik araştırmalarda, Kekova Adası’nın yakınlarında tespit edilen batık kalıntılarından elde edilen amfora örnekleri, geminin Erken Tunç Çağı’na ait olduğunu ortaya koydu.
KAZI TARİHİ VE AMFORALARA İLİŞKİN DETAYLAR
Bu alanda, Kültür ve Turizm Bakanlığının onayıyla Antalya Müze Müdürlüğü başkanlığında ve Doç. Dr. Hakan Öniz’in bilimsel rehberliğinde 2026 yılında kazılar başlatıldı. Su altından çıkarılan amforaların yaşının yaklaşık 4.400 ila 4.700 yıl arasında olduğu tespit edildi. Kaplar üzerinde yapılan kil analizleri, üretim yerinin muhtemelen Ürdün Vadisi'nde bulunan atölyeler olduğunu gösteriyor.
Mısır'daki Giza, Saqqara ve Abusir piramitleri çevresinde, Troya'da ve Girit'te de benzer amforaların bulunması, dönemin deniz ticareti bağlantılarını anlamak açısından büyük bir önem taşıyor. Araştırmacılar, bu geminin Levant kıyılarındaki bir limandan hareket ederek Troya veya Girit yönüne doğru sefer yapmış olabileceğini düşünüyor.
Kazılarda çıkarılan amforalardan biri, üzerinde dokuz farklı işaret ile gövdesindeki iki delikle dikkat çekiyor. Yapılan incelemeler, bu kabın peynir ya da tereyağı yapımında kullanılan bir amfora olabileceğini ortaya koyuyor. Bu buluntu, denizcilerin uzun yolculuklarda gemide keçi taşımış olabileceği ve kendi süt ürünlerini üretmiş olabilecekleri ihtimali üzerinde duruyor.
Böylece bu batık, taşıdığı ticari yükün yanı sıra dönemin denizcilerinin beslenme ve günlük yaşam koşulları hakkında önemli bilgiler vermektedir.