Her yıl 21 Eylül, Alzheimer hastalığına dikkat çekmek amacıyla Dünya Alzheimer Günü olarak kutlanıyor. Zamanla beyin hücrelerinin ölümü nedeniyle hafıza kaybı, bunama ve bilişsel fonksiyonların azalması gibi sorunlara yol açan Alzheimer, dünya genelinde birçok kişinin hayatını kaybetmesine neden oluyor.
İlk kez 1906'da Alois Alzheimer tarafından tanımlanmış bu hastalık, 21. yüzyılın en büyük sağlık sorunları arasında yer alıyor.
DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ'NDEN RAKAMLAR
Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 15 Temmuz'da yayımladığı verilere göre, dünya genelinde demans teşhisi konmuş 57 milyondan fazla kişi mevcut ve her yıl yaklaşık 10 milyon yeni vaka ile karşılaşılmakta. Bu rakamların 2030'da 78 milyona, 2050'de ise 139 milyona ulaşması öngörülüyor. Alzheimer, demans vakalarının yüzde 60 ile 70'ini oluşturmakta.
Demans, global ölçekte yedinci en yaygın ölüm nedeni olarak tanımlanırken, bireylerin hafıza, düşünme ve gündelik aktivitelerdeki yeteneklerini olumsuz etkileyebiliyor. Bu hastalığın neden olduğu küresel maliyetin 2019 yılı itibarıyla 1,3 trilyon dolar olması tahmin ediliyor.
MALİYETLERİN ARTIŞI BEKLENİYOR
2030 yılına dek bu maliyetin 1,7 trilyon dolara yükseleceği, bakım giderleri dahil olduğunda ise 2,8 trilyon doları bulacağı öngörülüyor. Alzheimer s Disease International (ADI) tarafından verilen bilgilere göre, demans hastalarının yüzde 60'ı düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşamaktadır; bu oran 2050'ye kadar yüzde 71'e çıkabilir.
Dünya genelinde her 3 saniyede bir yeni bir demans vakası ortaya çıkmakta. Eğer demans bir ülke olarak tanımlanabilseydi, mevcut maliyetleriyle Haziran 2024 itibarıyla dünyanın en büyük 17. ekonomisi olacaktı. ADI verilerine göre, demans yaşayan bireylerin çoğunun henüz tanı almadığı belirtilmektedir.
TEDAVİ AÇIĞI BÜYÜYOR
Yüksek gelirli ülkelerde demans vakalarının yalnızca yüzde 20 ila 50'si birinci basamak sağlık hizmetlerinde kayıt altına alınıyor. Düşük ve orta gelirli ülkelerde ise tedavi açığının çok daha büyük olduğu düşünülüyor. Alzheimer'ın erken belirtilerinin genellikle 60 yaş sonrası görüldüğü bildirilirken, daha genç yaşlarda da bu hastalığın ortaya çıkma durumu mevcut, ancak daha nadir görülüyor.
DSÖ, demans hastalığı için kesin bir tedavi olmadığını ancak demans riskinin yüzde 45'inin önlenebileceğini veya geciktirilebileceğini açıklıyor. Demans riskinin tütün ve alkol kullanımı, sosyal izolasyon, hareketsizlik, hava kirliliği, yüksek tansiyon ve diyabet gibi değiştirilebilir faktörlerle ilişkili olduğu düşünülmekte.