Haber Ara

Milyonlarca haber arasında ara

Uzmanlar seçim sürecinde fon krizinin etkilerini değerlendirdi

Eylülde başlayan fon krizi, Borsa İstanbul'daki kayıplarla Türk ekonomisini etkiliyor. Uzmanlar sürecin büyüme ve enflasyon üzerindeki sonuçlarını yorumladı.

EKONOMİ 06.10.2026 11:10 Haber Editörü 664 okuma Okuma Süresi: 4 dk
Uzmanlar seçim sürecinde fon krizinin etkilerini değerlendirdi
Paylaş:
N

Türkiye piyasalarında eylül ayında patlak veren fon krizinin ardından Borsa İstanbul’da belirgin kayıplar yaşandı ve yatırımcıların piyasadan çıkışı gözlemlendi. Bu durum, ekonominin üzerinde sürdürülebilir etkiler bırakıyor. Fon krizine dair haberlerin etkili olduğu geçtiğimiz hafta, BIST 100 endeksi %4,88 oranında düşüş göstererek 12 bin 270,18 puandan kapandı.

Ancak, şirket ve fonlara yönelik tasfiyelerin başlaması ve zarar gören yatırımcılara ara ödeme yapılacağının açıklanmasının ardından Borsa İstanbul, 5 Ekim Pazartesi günü yaklaşık %1,5 artışla günü tamamladı. Borsadaki bu sınırlı yükseliş, kriz sonucunda yaşanan sorunların sona erdiği anlamına gelmiyor.

TÜİK VERİLERİ VE ENFLASYON DURUMU

TÜİK’in Eylül 2026 verilerine göre, tüketici fiyatları aylık %1,84 artarken, yıllık enflasyon %29,73’e gerileyerek Kasım 2021’den bu yana ilk kez %30’un altına düştü. Aylık enflasyonun, %2’nin üzerinde beklenirken altında kalması, fiyat artışlarındaki yavaşlamanın kalıcı olup olmayacağına dair tartışmaları da beraberinde getirdi. Ekonomistlerin analizlerine göre, eylüldeki gerileme, gıda fiyatlarının yanı sıra iç talepteki zayıflamadan kaynaklandı.

Ancak petrol fiyatlarının 100 doların üzerindeki seyrinin yanı sıra akaryakıt maliyetlerindeki artış, yıl sonu itibarıyla yeni bir enflasyon riski oluşturabilir. Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, dizel fiyatlarındaki artışın global enflasyon üzerinde yeni baskılar yaratabileceği konusunda uyarılarda bulunarak, "Dizel fiyatları, çok kısa zamanda enflasyon rakamlarını dünya genelinde yukarı doğru baskılayacak" şeklinde açıklama yaptı.

İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu, eylüldeki enflasyonun beklentilerin altında kalmasında iç talepteki azalma etkisini vurguladı. Aslanoğlu, "Eylül ayı mevsimsel etkenlerin de etkisiyle genellikle yüksek enflasyon beklentileri taşır. Ancak bu yıl iç talepteki düşüş, geçmiş yıllara kıyasla tahminlerin altında bir enflasyona yol açtı.

Bu durum, son yaşanan sermaye piyasalarındaki dalgalanmanın bir yansıması gibi görünüyor" ifadelerini kullandı. Fon krizinin ardından yatırımcıların ve tüketicilerin harcamalarının gerilemesi, enflasyonu bir süreliğine düşürebileceği öngörülüyor. Aslanoğlu, yıl sonunda enflasyonun %30 civarına ulaşacağını öngörüyor.

Prof. Dr. Aslanoğlu, fon krizinin büyüme üzerindeki etkisine de değinerek, 2027 yılına işaret etti. Seçim ekonomisi döneminin başlayacağı belirtilen 2027 yılı için büyümeden ödün verilmesini beklemediğini aktardı. Yeni Orta Vadeli Programda 2027 yılı için iç talebi destekleyici maliye politikalarının öne çıktığını belirten Aslanoğlu, seçim yılında bu politikanın devam edeceğini düşündüğünü ifade etti.

Bu sebeple mevcut yavaşlamanın geçici olduğunu, büyümenin hız kazanmasıyla enflasyonda yeniden yukarı yönlü bir hareket görülebileceğini düşündüğünü kaydetti.

FON KRİZİ VE YATIRIMCILAR

Fon krizinin ardından yatırımcıların zararlarının karşılanması gerektiğine vurgu yapan Aslanoğlu, yaşanan sorunun sadece yatırımcıların haklarının korunması ile sınırlı kalmaması gerektiğinin altını çizdi. "İlk aşamada mağdurların sorunlarını gidermeye yönelik çalışmalara öncelik verilmeli, ardından yaşananların tekrar etmemesi için kapsamlı yasal düzenlemelere ihtiyaç var" değerlendirmesinde bulundu. Borsadaki kayıpların boyutu da dikkat çekici hale geldi.

Phoenix Danışmanlık kurucusu ve finans uzmanı İris Cibre’nin Merkezi Kayıt Kuruluşu verileri üzerinden yaptığı hesaplamalara göre, fon krizinin başladığı eylül ayında yaklaşık 364 bin 700 yatırımcının hesabı sembolik seviyelere düştü. Cibre’nin raporuna göre 10 milyon TL ve üzerindeki portföylerdeki para çıkışı ve değer kaybı 1,94 trilyon TL’ye ulaştı.

Cibre, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, "Böylesine şok edici bir duruma ilk kez tanık oldum" dedi. Ayrıca, 364 bin 700 sayısının, hesabındaki tüm parayı çeken yatırımcıları içermediğini, bu kişiler arasında zarara uğrayarak hesaplarında 0,1 TL ile 1.000 TL arasında bakiye bırakanların bulunduğunu belirtti. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, fon krizinin Türkiye ekonomisine etkisinin sınırlı kalabileceği görüşünde.

Fitch Ratings Türkiye’den sorumlu Kıdemli Direktörü Douglas Winslow, fon soruşturmasını olumsuz bir gelişme olarak nitelendirirken, mevcut şartların Türkiye’nin kredi notu üzerinde etkili olmasını beklemediğini söyledi. Winslow, şu ana kadar sistemik bir risk veya dolarizasyon baskısı oluşmadığını belirtti.

S&P Global Ratings Türkiye analisti Karen Vartapetov, 3 Ekim’de yaptığı açıklamada, fonlarla ilgili gelişmelerin kontrol altına alınması durumunda Türkiye’nin kredi notu üzerinde aşağı yönlü baskı oluşmayacağını ifade etti. Ayrıca, S&P’nin Türkiye’ye ilişkin bir sonraki kredi notu değerlendirmesinin 16 Ekim’de açıklanması bekleniyor.

Fon krizinin sosyal boyutuna da değinen Kadir Has Üniversitesi Ekonomi Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan, resmi enflasyon oranlarının farklı gelir gruplarının maruz kaldığı fiyat artışlarını aynı ölçüde yansıtmadığına dikkat çekti.

Yeldan’ın akademisyen Bingül Satıoğlu ile yürüttüğü araştırmaya göre, Ağustos 2026 itibarıyla en zengin %10’luk grubun yıllık enflasyonu %32 olurken, en yoksul %10 için bu oran %51’e ulaştı. Yeldan, yüksek enflasyon karşısında birikimlerini korumaya çalışan vatandaşların borsa ve fonlara yöneldiğini ifade ederek, "Bu durum, fonlar üzerinde spekülasyonların rahatça yapılabilmesini sağlıyor.

Bu da bazı kişilerin büyük servetler kazanmasına neden olurken, binlerce insanın tüm birikimini kaybetmesine yol açıyor" değerlendirmesini yaptı. Yeldan, fon krizinin yalnızca finans piyasalarıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, gelir kaybı ve yüksek enflasyon karşısında uygulanması gereken sosyal politikaları gündeme getirdi.

Yeldan, "Asgari ücrete yılda bir zam yapmanın ötesinde, ayrıca doğrudan bir vatandaşlık temel geliri sağlanması gerekliliği ortaya çıkıyor. Enflasyona karşı savunmasız kalan bireyler bu yolla desteklenmeli" dedi. Böylelikle, bu durumun bir iktisadi mesele olmaktan çıkarak siyasi ve polisiye bir konu haline dönüştüğünü ifade etti.

Yeldan, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı kayıpların benzerinin şu an yeniden yaşandığını belirtti. Fon krizinin borsadaki yansımaları kısmen hafiflese de, yüz binlerce yatırımcının piyasadan çekilmesi, trilyonlara ulaşan portföy kayıpları ve sermaye piyasalarına yönelik güven eksikliği, krizin ekonomik sonuçlarının yalnızca endeks hareketleriyle sınırlı kalmadığını gösteriyor.

HABER BİLGİSİ
Kaynak: Haber Merkezi
Yorumlar
0 yorum
Yorumlarınız editör onayından sonra yayına alınır.
Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
Sueda Kent Sitesi davasında eski başkan yardımcısına suç duyurusu
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Sueda Kent Sitesi davasında eski başkan yardımcısına suç duyurusu
WhatsApp
İhbar Hattı